Kayıtlar

Huzura Giden Türk Çerisi

             Huzura Giden Türk Çerisi İlkbahar geliyordu... Baharın gelmesiyle sert ve kurak geçen doğa tekrardan canlanıyordu. Ama bu sefer başka canlanıyordu. Doğa ana bu sefer başka bir şey için uyanıyordu. Sanki geleceği biliyordu. Küçük bir oba vardı, kendi kendine geçinen bir obaydı. Onlarda bahara hazırlanıyordu. Obanın kadınları, kızları gençler, yiğitler hepsi doğayla bütünleşiyordu. Bu obada yaşayanlardan birisi de Erkut'tu. Onun için bahar sanki tekrardan doğuyordu. Herkes işini yaparken yavaş yavaş akşam oluyordu, hava yumuşaktı. Erkut akşamın yumuşak havası eşliğinde kopuz sesini dinleyerek gökyüzüne bakıyordu. Erkut uzun boylu, kısa saçlı, sert bakışlı birisiydi. Gök Tengri'nin dünyayı ne kadar uyumlu yarattığını düşünüyordu kımızını yudumlarken. Erkut kopuz eşliğinde bunları düşerken yatma vakti geldiğini anladı ve otağına girip döşeğine yattı. Erkut başlarda uykuya dalamadı ama en sonunda onu bir şey uykuya daldırdı. Erkut düşünde koşar...